Barış Annesi: Kızımın cenazesinde dahi barış istedim

  • 09:02 11 Eylül 2023
  • Yaşam
 
Şehriban Aslan
 
AMED - Devletin her türlü zulmüne karşı “onurlu bir barış için” mücadelesini yürüten Barış Annesi Afife Kartal, “Kızımın cenazesinin defnederken üzerine örttüğüm her toprakta barış olsun istiyordum” diyerek ısrarını yineliyor.
 
Kurdistan ve Türkiye’de ölümler olmasın diye yıllardır mücadele yürüten Barış Anneleri, bu mücadeleleri üzerinden devletin baskı ve işkencesine maruz bırakılıyor. Uzattıkları barış eli karşılık bulmamasına rağmen Barış Anneleri mücadelelerinden bir kez dahi geri adım atmış değil. Yaşamları uğradıkları haksızlıklara karşı mücadele ve barış talebiyle geçen her Barış Annesi’nin başka hikayesi var. Bu haberimizde Barış Annesi Afife Kartal’ın yaşam mücadelesine yer veriyoruz. Daha çocuk yaştayken evlendirilen Afife, devletin ağır baskısına maruz kalanlardan. Kızı Tekoşin’i 2011 yılında PKK’ye katıldıktan sonra 2017’de yitiren ve bir oğlu da 22 yıl hapis cezası alarak hala tutsak olan Afife, mücadelesindeki kararlılığını vurguluyor.
 
Çocuk yaşta evlendirildi
 
Amed’in Farqîn (Silvan) ilçesine bağlı Qizlal köyünde doğup büyüyen Afife, babasının yaşamını yitirmesinden sonra abileriyle kalır. Henüz 14 yaşındayken evlendirildiğini paylaşan Afife, “Büyüyene kadar çok büyük zorluklardan geçtik. Köyde 4 çocuğum oldu. Onların döneminde de maddi açıdan zorluk çektik. Hayvancılık yapıyorduk, tütün ekiyorduk, bağda bahçede çalışıyorduk. Yani hayatımız çalışmak ve zorluklarla geçti. Bu da yetmiyormuş gibi köyümüz yakıldı” diyor.
 
‘Bize koruculuk dayatıldı’
 
Afife, köyün koruculuk dayatmasını kabul etmedikleri için yakıldığını söylerken, “Fakat tüm çevre köylerimiz korucu olmayı kabul etti. Bir gün köyümüzde sabaha kadar çatışma yaşandı. Çocuklarımız küçüktü, silah seslerinden çok korkuyorlardı. Evlerimizden dışarı çıkamıyorduk. Zaten yaz ayı olduğu için evin içinde sıcaktan, nefessizlikten ölecektik. Çatışma durduktan sonra dışarı çıktık. İki kişinin cenazesini bulduk. Cenazelere akıldışı işkenceler yapılmıştı. İşkence yetmiyormuş gibi bir de yaşamını yitirenlerin ayakkabısını çıkarıp kendileri giymişti” sözlerini kullanıyor.
 
Tüm köy yakıldı
 
Cenazeleri görünce ağıt yakarak ağladığını dile getiren Afife, devamında yaşananları ise şöyle anlatıyor: “Ben ağıt yakarken arkadan biri başıma silah dayadı ve ‘Eğer senden ses çıkarsa seni öldürürüz’ deyip cenazelerden uzaklaştırdılar. Sonrasında eve geldim, geldiğim gibi evlerimizi ve köyü boşaltmamızı söylediler. Kabul etmediğimizde de her gün evlerimize baskın yapılıyordu. Bir gün gelip hemen köyü terk etmemizi istediler. Biz de çare bulamadık, köyden çıkmak zorunda kaldık. Bizim köyden geçen bir nehir vardı ve nehirden geçmemiz gerekiyordu. Nehrin suyu o kadar çoktu ki boğulmayı göze aldım ve 4 çocuğumu sırtım ile boynuma attım nehirden zor da olsa çıktım. Sonrasında öğrendik ki köyün hepsi tarla ve evlerle birlikte yakılmış…”
 
‘Cenaze diye elime bir poşet verdiler’
 
Afife, 1993’te köylerinin yakılmasının ardından ailesi ile Amed merkeze geliyor ve merkeze sadece üstlerindeki kıyafetleriyle geldiklerini belirtiyor. “Her şeye sıfırdan başladık” diyen Afife, bugüne gelene dek 30 yılda çok şey yaşadıklarını ifade ediyor. Çocuklarını büyüdüklerinde okula gönderdiğini söyleyen Afife, çocuklarından Tekoşin’i anlatıyor: “Tekoşin’im de okula gidiyordu, tabi ben okula gittiğini sanıyordum. Bir gün öğretmeni beni çağırdı okula gittim. Bana, ‘Kızın 40 gündür neden okula gelmiyor’ dedi. Ben de ‘Madem bu kadar zaman okula gelmiyor bunu demek şimdi mi aklınıza geldi’ dedim. Kızım okula gidemedi. Biz köyde çektik çocuklarım da merkezde çekti. Sürekli Tekoşin’i gözaltına alıyorlardı, tutukluyorlardı. Devletin işkencesi altındaydı. Köyde de burada da her gün baskın olacak diye bekliyorduk. Kızım tüm bunlara göz yummadı ve kalkıp gitti. 7 yıl boyunca dağda kaldı, sonra Licê’de şehit olduğu haberi geldi. Cenazeyi almamız için bizi çağırdılar, babası gitti. Babası cenazeyi almaya gidince karakoldakiler bana ağza alınmayacak hakaretlerde bulunmuşlardı. Babası cenazeyi getirdi ama ortada cenaze yok. Bir poşetin içinde et parçası vardı. Poşeti aldım elime evde saatlerce kızımın cenazesiyle kaldım. Sonrasında defnettim.”
 
‘19 yaşında 22 yıl ceza verdiler’
 
Afife, sadece kızı Tekoşin’in bir poşete sığdırılan cenazesini görmekle kalmıyor. 19 yaşındaki oğlunun bir açık tanık beyanları gerekçesiyle 2017’de tutuklanarak 22 yıl hapis cezası aldığını kaydediyor. Açık tanıkla oğlunun, açık tanığın PKK saflarında yaşamını yitiren ablasının mezarında tanıştıklarını söyleyen Afife, şöyle konuşuyor: “Bir bayram günü kızımın mezarlığına gidecektik, oğlum da gelecekti. Ben mezarlığa gidince oğlum gelmedi. Eve geldim daha sokağa girmeden baktım ki mahalle özel harekat polisi dolu. İçeri girdim, oğlumla babasını yere yatırmış başına silah dayamışlar. Beni de hemen içeri koyup göğsüme silah dayadılar. Ne olduğunu sordum bana hakaret ettiler ve susmamı söylediler ama ben susmadım. Söyler söylemez yakamdan tutup oğlumu da öldüreceklerini söylediler. Oğlumu gözaltına aldılar 15 gün boyunca işkence yaptılar, sonra tutukladılar. Oğlum 7 yıl burada cezaevindeydi, son 8 aydır da Antalya Y Tipi Cezaevi’nde. Bir koğuşta tek başına kalıyor. Doğru düzgün ne yemek ne su veriliyor. Banyo yapamıyor, ihtiyaçlarını gideremiyor. Elektrik parasını kendileri ödüyor. Kimsenin olmadığı koğuşa her gün baskın yapılıyor. Görüşe giden kimse de yok. 7-8 aydır Antalya’ya toplasan üç kere gitmemişiz.”
 
‘Daima barışı savunacağım’
 
Yaşadığı bunca şeyden sonra artık vücudunun hiçbir şeye dayanmadığını belirten Afife, tansiyon, şeker hastalığının yanında bir böbreğinin iflas noktasında olduğunu dile getiriyor. Geçtiğimiz günlerde kalp krizi geçiren Afife, yine de “kanının son damlasına kadar çocukları için mücadele edeceğini” vurguluyor. Afife, “Bir yıldır da Barış Anneleri’ne katıldım. Çalışmalarına dahil oluyorum. Barış Anneleri zaten yıllardır bir mücadele yürütüyor. İnsan ayırmaksızın hiç kimse ölmesin diye mücadele ediyor ama uzattığı barış eli karşılıksız kalıyor. Barışı asla bırakmayacağım. Çocuklarımız cezaevinden çıkana kadar, tek bir kişi ölmeyene kadar mücadelemde durmayacağım. Kızımın cenazesini defnederken üzerine örttüğüm her toprakta barış olsun istiyordum” mesajını veriyor.