İvedilikle basını susturma genelgesi yayınlandı: Peki susar mıyız?

  • 09:04 30 Ocak 2022
  • Medya Kritik
Ayşe Güney
 
HABER MERKEZİ - Bir gece yarısı Cumhurbaşkanlığı imzasıyla yayınlanan 'Basın ve Yayın Faaliyetleri' genelgesi ardından özgür basına erişim engeli getirildi. Gazetecileri susturmaya dönük bu girişim karşısında peki gazeteciler susar mı?
 
Bilgisayarın başına oturmuş medya kritik yazısı için konu seçmeye çalışırken, Cumhurbaşkanı imzasıyla (-ki biz gece yarısı atılan bu imzalara yabancı değiliz) bir  'Basın ve Yayın Faaliyetleri' konusunda yayınlanan genelge haber sitelerine düştü. Sezen Aksu’yu karalamaya doymayan havuz medya, iktidarın geri adımıyla rotasını bu sefer muhalefetle Sezen’i karşı karşıya getiren haberlere evrilterek, “Muhaliflerin maskeleri indirildi: Dün 'kirli evetçi' Sazan Aksu! Bugün 'sanatçı' Sezen Aksu” başlıklı haberler servis etmeye başlamış, Deniz Poyraz’ın katliam faili Onur Gencer’in yargılandığı davayı,  “HDP binasındaki cinayetin sanığı hakim karşısında” gibi manşetlerle sunarak, katliama tekil, adli vaka algısı oluşturmuştu. Evet,  bu başlık Sözcü’ye ait fakat mesele Kürtler olduğunda nasıl siyasette ortaklık oluyorsa, medyada sadece havuz değil muhalif geçinen çamur medyada biranda gerçek kimliğine bürünebiliyor. 
 
Sezen, Gülşen gibi şarkıcıların yanında HDP’li Semra Güzel, gazeteciler Sedef Kabaş, Sevda Karaca, insan hakları aktivisti hukukçu Eren Keskin’de yine iktidarın ve yandaşlarının hedefinde olan kadınlar oldu. Dijital medya platformu üzerinden saldırı, tehditle karşı karşıya kalan kadınların evlerinin önüne yığılan erkekler tarafından can güvenliği tehdidi ile karşı karşıya kaldılar. Tüm bu tehditlere boyun eğmeyen kadınların yanıtları ise ‘işte kadın mücadelesinin, ortak dayanışmanın ve haklılığın cesareti’ dedirtecek türden oldu. Korkmuyoruz diyen kadınlar susturulmaya çalıştıkları yerden iktidara yanıt verdiler. Bu yanıtların ve dayanışmanın yarattığı atmosfer karşısında bir geri çekilmenin olduğu da aşikar. 
 
İktidar konuşuyor, medya yayıyor, erkek akılda kadına karşı gereğini yapıp en iyi bildiği küfürle varlığını ‘beka’ sorunu olanlara armağan ediyordu.  Tam bu gündemler ışığında işte o gece yarısı genelgesi yayınlandı. 
 
Genelgede, "toplumun temel değerlerine aykırı unsurlar taşıdığı gözlenen ve son günlerde özellikle yabancı içeriklerin uyarlaması şeklinde ekranlara gelen televizyon programlarının toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar ivedilikle atılacağı"  sözleri ile birçok ülkede yayınlanan, FOX TV'nin uyarlamasını yaptığı, "paganizm ve satanizm propagandası yapıldığı" iddiasıyla hedef alınan ‘Maske Kimsin Sen’ programını akıllara getirse de genelgenin içerisinde sıkça vurgulanan, “milli ve manevi değerlerimize uymayan yazılı, sözlü, görsel basın ve yayım faaliyetleri aracılığıyla aile kurumunu, çocukları, gençliği hedef alan tehdit ve tehlikelerin yayılımının önlenmesi hususu” ibareleri aslında basına ve basın özgürlüğüne karşı ivedi adım atılmasını ve medyaya yaptırım talimatı veriyor. 
 
İktidarın, özgür ve muhalif basına karşı RTÜK ve BİK eliyle başlattığı savaş genelgeyle destekleniyor aslında. Genelgenin ardından, Kürtçe yayın yapan Xwebûn ve günlük gazete Yeni Yaşam’ın internet sitelerine erişim engeli getirildi. Aynı şekilde Ortadoğulu kadınların sesi olan NuJINHA da benzer şekilde erişim engeli getirilen basın kurumları arasında. Demek ki dert, ‘Maske Kimsin Sen’ diye soran değil, iktidarın maskesini düşüren özgür basınmış. Tutuklama, gözaltı, davalar, erişim engelleri, tehditler tüm bunlar özgür basını yıldırmıyor. 2021 yılında JINNEWS’e 21 kez erişim engeli getirildi. Fakat kadınlar sözlerini söylemeye devam ediyor. Ucu açık yuvarlak sözlerle özgür, demokratik her koşulda sözünü esirgemeyen basın kurumları ve gazetecilere karşı bir savaş ilanı olan bu genelde gazetecileri yıldırmayacaktır. 
 
Sezen Aksu kadar olmasa da bir dörtlükle bende yazıma son vereyim; 
 
Gazetecileri susturamazsın, kalemlerini kıramazsın, tutuklamayla, yasakla korkutamazsın, biz halkız, biz hakikatiz, yalanına bizi bulaştıramazsın.